TÜRKİYE’DEKİ FOSİL-YENİLENEBİLİR ENERJİ KAYNAKLARI VE SÜRDÜRÜLEBİLİR MADENCİLİĞE GENEL BİR BAKIŞ

V. Madencilik ve Çevre Sempozyumu’nda sunmuş olduğum bildiriyi paylaşmak istedim…

BİLDİRİYİ İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Sempozyum kitabını indirmek için tıklayınız…

Yüksek Öğrenim

Yüksek Lisans

Türkiye’de bir üniversitede yüksek öğrenim görmek aslında kolay. ALES (Akademik ve Lisansüstü Eğitim Sınavı) ve üniversitelere göre değişen yabancı dil sınavlarından (YDS, TOEFL, IELTS, PTE vs.) birinden üniversitede yüksek öğrenim görmek için yeterli puanları almak kafi… Lakin üniversiteden üniversiteye değişmekte bu puanlar. ODTÜ her zamanki gibi lider durumda burada…Yeni açılan ve ingilizce eğitim veren çoğu üniversite de (Abdullah Gül Üniversitesi, ABTU gibi…) yüksek puanlar istiyor. Bunlara rağmen kendi dil sınavını kendisi yapan üniversitelerimiz de var. Hatta sadece ALES puanına göre yüksek öğrenim görebiliyorsunuz.

Deneyler

Mühendislik ve teknik bilimlerde yüksek öğreniminizin sonunda bir tez yazmanız bekleniyor. Burada da tezsiz yüksek lisans yapabileceğiniz üniversitelerimizin (mühendislik alanında) bulunduğunu söylememiz yerinde olur. Üniversitelerin kalitesi ile yazılan tezlerin kalitesi doğru orantılı. Bunda üniversitelerin teknik altyapıları, bulundurduğu test ve analiz cihazları önemli rol oynuyor. Tabii ki akademik personelleri de. Yani iyi bir üniversitede yüksek öğrenim görürseniz zor da olsa siz yararlı çıkacaksınız bundan. Üniversite sayılarımızın artması ile birlikte herkese her keseye her kaliteye uygun üniversitemiz mevcut. Kalite derken öğrenci kalitesini yani sizi kastediyorum. Yani yüksek öğrenim yapmak istiyorsanız Türkiye’de yapmak çok kolay…

Kolay ama nasıl? En öncelikle konumuz kendi hakim olduğunuz alanda yüksek lisans yapmak. Yani AutoCad, NetCAD gibi 3 boyutlu dizaynlara dayalı programlara düşkünseniz, bilgisayarla aranız iyiyse ve hatta programlama dili de biliyorsanız bikaç tane gidip te kimyayla iç içe olan Cevher Hazırlama ya da Malzeme bilimi üzerine tez yapmanız sizi biraz uğraştıracaktır.

Ha sadece anabilim dalı mı bizi uğraştıracak olan? Tabii ki hayır. Bu sadece başlangıç. Sonraki olay daha önemli. Burada danışmanımızı belirliyoruz. Danışmanımız ilerleyen dönemlerde size kolay yolları da gösterebilir, en zor şeyleri sizden bekleyerek hayattan aldığınız zevk katsayısını sıfıra yakın değerlere de indirebilir. Ama şunu belirteyim ne kadar uğraşırsanız size o kadar yararı var. Türkiye’de biraz zor ama öyle yani. Sonuçta öğrendiğiniz kendinize.

Yüksek Öğrenim

Yüksek öğrenim gören çoğu kişi sadece ünvan almak için yapıyor. Ama ilerleyen süreçte refah seviyenizin artmasıyla birlikte, hayata daha değişik bir bakış açısıyla yaklaşacak; kalıcı izler bırakma uğruna akademisyen olmaya yönelebileceksiniz. Yani öyle umuyorum. Ben buna erken karar verenlerdenim. Tabii ki kendi isteğim değildi. Direk çalışma hayatına atılıp; paraya para dememekti amacım. Şu an benle mezun tüm arkadaşlarımın benden yüksek ücretle çalışması bunun kanıtı. Ama tabii ki rahatlık ve statü bakımından bir getirisi oluyor akademisyenliğin. Akademisyen olmak isteyen arkadaşlar için www.akademikpersonel.org sitesini önerebilirim.  ÖYP (Öğretim Elemanı Yetiştirme Programı) programına özellikle göz atmanızı ve istenen kriterlere göz gerdirmenizi şiddetle öneririm. Zaten akademik personel olmak için ya cari usulle yani ALES + YABANCI DİL + MÜLAKAT ile ya da ÖYP ile mülakatsız bir seçenek var önünüzde. Araştırın eğer istiyorsanız yukarıdaki siteden.

Üniversitelerde öğrencilerden de son öğretim yılında bir tez hazırlanması bekleniyor. Bitirme tezi. Bu tez genelde çok ayrıntılı olmadan, üstelenmeden geçiştiriliyor. Ama bazı bitirme tezleri de yüksek lisans tezleri kadar kaliteli olabiliyor. Yurtdışı ile kıyaslanmayacak derecede kötüyüz üniversite eğitimi konusunda bunu söylemeden edemeyeceğim. Japonya’yı örnek alacak olursak, orada eğitim görmüş bir uzmanın söylediklerine göre; eğitim süresince dersler alınıyor fakat sınavlar lisans döneminde de yüksek öğrenim döneminde de çok az. Genelde rapor-ödev şeklinde bir durum söz konusu. Yani bizdeki gibi ezberci anlayış çok ta söz konusu değil. E hal böyle olunca dünya yayın ve yayınlara olan atıf sayısında Japonya tabii ki üst seviyelerde yer alıyor.  Burada ekleyebileceğim en önemli konu devletin Türkiye’de akademisyenlerine verdiği değer. Bu tabii ki de parayla ölçülemez ama bu kadar az ücret bir akademisyene dayatılamaz. Bundan dolayıdır ki bazı üniversitelerimizin bazı bölümleri bilim değil de döner sermaye ağırlıklı çalışmakta. Bu konuda  kimse akademisyenleri suçlayamaz. Hem yasal çerçeve de hem de insanî anlamda kendi refahı için bu yola başvurmakta çoğu bilim insanı. Bak hatta gugıl’da 2 adet  bilimsel makale buldum bu akademisyen maaşları ile ilgili. Adam yazmış. 😀

http://blog.milliyet.com.tr/universite-calisanlarinin-maaslarinin-diger-ulkelerdeki-esdegerleri-ile-karsilastirma-ve-olmasi-gere/Blog/?BlogNo=435801

http://blog.milliyet.com.tr/universite-hocalarinin-maasi-3-universite-calisanlarinin-maaslinin-diger-ulkelerdeki-esdegerleri-ile/Blog/?BlogNo=436747 

Japonya ile kıyaslamak için bakılabilecek bir blog ile sizlere veda ediyorum. Uykum geldi de… 😀

http://sunkarsemih.wordpress.com/