Bor Madenlerinin Özelleştirilmesi

Enerji Bakanımız Taner Yıldız bir açıklama yapmış.

Kolemanit

Açıklamada bor madenlerinin mülkiyeti devlette kalacak deniliyor. Kusura bakmayın da zaten özelleştirmenin mantığı bu değil midir? Yani mülkiyeti temelde devlete ait olan varlıkların belirli süreyle işletilmesini 3. şahıslara devretmek değil midir?

Buna özelleştirme gözüyle bakmayan, bakamayan kişilerin vatan sevgisinden şüphe ederim şahsi olarak. Neden mi? Çünkü ETİ BOR Türkiye’nin en çok kâr eden şirketi bir madenci olarak bildiğim kadarıyla. Rio Tinto bor pazarının ikincisi durumunda ama diğer madenleri de eklediğimizde dünyada maden alanında en çok söz sahibi olan ve devletlerin maden politikalarına yön verebilen bir şirket konumunda. Türkiye; dünya bor rezervinin %72’sinden fazlasına sahip ve bor pazarının lideri konumunda ama çok ucuza ürettiği boru (tonu yaklaşık 20-30 $) üretim maliyetine oranla çok fazla bir meblağa (150-200 $) satmak durumunda. Çünkü daha ucuza satarsa ABD ve diğer ülkelerdeki üreticilerin bu fiyatla baş edebilmesi imkansız.

Bor konusunda özelleştirme zaten yapılıyordu. Çoğu bor sahasında dekapaj yani örtü kazı kaldırma işi ile cevherin konsantratöre taşınması işlemi ihaleyle özel şirketlere devredilebiliyordu. Bu yasa geçerse eğer. cevher hazırlama tesisleri özelleştirilebilecek. Hem de yabancılar da işleyebilecek sanırım borumuzu. (Bu konuda detaylı bilgi için tıklayın.)

Bu özelleştirilen tesislerin denetimi nasıl olacak? Yeterince denetlenebilecek mi? ETİ BOR’da çalışan işçilerin görevlerine son verilecek mi? Ya da TEKEL işçileri gibi daha az ücretle başka işletmelerde çalıştırılmaya mı zorlanacaklar? Bunlar aklımda kalan önemli soru işaretleri.

En önemli ve bir o kadar da güldürücü olan kısım ise kanunun değiştirilmesi ile ilgii verilen tasarıdaki terimler. Bor madeninin zenginleştirilmesi o kadar da komplike bir olay değil diğer tüm endüstriyel hammaddelerin olduğu gibi. Yasa Tasarısı’nda teknolojik nedenlerden bahsedilmiş. Sanırım uzay teknolojisini kullanacak devralan özel şirket.

Arsenik mineralleri olan Realgar ve Orpimentli Kolemanitler

Dünya rezervinin %72’sinin Türkiye’nin elinde bulunduğu ve pazar payı sıralamasında 1. durumda bulunduğumuz bor üretimi ve satışı konusunda “pazar payının azalması riski”nden bahsedilmiş. Buna diyecek bir söz bulamıyorum gerçekten. Henüz yürürlükte olmadığı belirtiliyor ama yakında girer sanırım ve ülkemiz için umarım iyi olur. Sonuçta bu tasarı yasalaşırsa buna imza atan kişiler sonradan pişman olmazlar…

YASA TASARISI

TBMM Yasa Durumu

Son sözü Maden Mühendisleri Odamız söylemişti zaten onu da hatırlatmakta fayda var…

1) Dünya bor pazarı yıllık yaklaşık 1,5 milyar dolar iken, bor minerallerini hammadde olarak kullanan uç ürünlerde toplam dünya pazarı onlarca milyar dolar düzeyindedir. Türkiye‘nin yapması gereken bor madenleri üzerindeki kamu tekeliyle uğraşmak değil, uç ürün pazarında son derece az olan ülke payını süratle arttırmaya çalışmak olmalıdır.

2) Mevcut pazar payının arttırılması amacıyla, sürdürülmekte olan rafine ürün kapasitesinin artırılma çalışmalarına devam edilmeli, ürün çeşitliliği ile ürün kalitesinin arttırılmasına yönelik yatırım süreçleri hızlandırılmalıdır.

3) Bora dayalı sanayinin gelişmesi için özel bor ürünlerine yatırım yapılarak bor minerallerine dayalı tesislerin ülkemizde kurulması sağlanmalıdır. Bor ürünlerinin girdi olarak kullanıldığı sanayi alanlarının gelişmesine yönelik yatırımlar teşvik edilmelidir.

4) Akılcı pazarlama stratejileri oluşturulmalı ve etkin dağıtım ağları kurulmalıdır. Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü‘nün, bor pazarında etkin ve belirleyici konumu güçlendirilmelidir.

5) Mevcut yönetsel yapının önemli sorunları vardır. Sorunların yanlış tespit edilmesinin, doğru olmayan çözüm arayışlarına ve dolayısıyla yeni sorun alanlarına yol açması kaçınılmazdır. Gerek örgüt yapısı gerek personel yönetimi mutlak surette çağdaş bir anlayışla yeniden ele alınmalıdır. Eti Maden İşletmeleri Genel Müdürlüğü‘nün yeni yatırımlara ve rasyonel işletmeciliğe devam edebilmesi için gerekli kolaylıkların gösterilmesi ve bu doğrultuda çalışmalar yapılması önemlidir.

6) Türkiye‘nin hedefi nihai ürün pazarları olmalıdır. Bu hedefe ulaşmak için bilim ve teknoloji üretimine yönelik AR-GE çalışmaları teşvik edilmelidir.

7) 4734 sayılı Kamu İhale kanununa göre yatırım yapan kurumun, 2003 tarihinden önce olduğu gibi, bu kanun kapsamının dışına alınarak kendi usul ve yöntemlerine uygun yatırım yapmasının sağlanması durumunda, Eti Maden, yatırım faaliyetlerini daha hızlı, kaliteli, şeffaf denetim ve kontrol anlayışıyla gerçekleştirme olanağına sahip olabilecektir.

8) Borlarımızın kamu eliyle işletilmesi sürdürülmelidir. Ülke ekonomisi için son derece önemli olan bor rezervlerimizin, gerek ulusal çıkarlarımız gerekse kamu yararı açısından kamu eliyle işletilmesi, özellikle karşısında çokuluslu bir tekelin varlığı da göz önüne alındığında, doğaldır ve gereklidir. 2840 sayılı Kanun hükümleri saklı tutulmalıdır.

Bor minerallerinin, herhangi bir ticari meta şeklinde düşünülmesi ve serbest piyasa ekonomisinin gerektirdiği çerçeve içerisinde işlem görebileceğinin değerlendirilmesi büyük bir yanılgıdır ve son derece yaşamsal bir stratejik hataya yol açacaktır.