Adanaspor Toparlandı

Çok fazla sözlerle kafa karıştırmak istemiyorum bu sefer. Son 2 haftada Adanasporlu olarak 6 senedir göremediğim bir Adanaspor izledim diyebilirim. Sanki Önceki gece oynanan 6-1’lik Galatasaray-Real Madrid maçı gibiydi İbb maçı. Biz İbb’yi Real Madrid olarak düşünürken; Adanaspor’un içine Real Madrid’in kaçtığını gördük. 4 muhteşem gol ile birlikte 10 metre yarıçapımdaki herkesle kucaklaşma fırsatı buldum. Hayatımın en güzel gecelerinden biriydi. İktidar destekli bir takımı yenmiştik!…

3 gün sonra da TKİ Tavşanlı Linyitspor ile 2-2 berabere kaldık. Merthan’ın golü yine muhteşemdi. Takımımız çok güzel toparlandı. Veli ve Fabiano da katılınca inşallah muhteşem olacağız…

Turuncu Günler Diliyorum!…

İlk 3 puan, yeşeren umutlar: ADANASPOR

4. haftada Adanaspor sonunda galibiyetle tanıştı. Ama 3-0 öne geçtiği maçta 74 ve 78. dakikalarda yediği iki golle yine yüreğimizi ağzımıza getirdi. Ömrümüzden belirli bir kısmı yine aldı götürdü. Kısaca kahretti yine bizi. Ama sonu güzeldi. 3 puanla tanıştık sonunda. Çoğunluğu genç olan takımımıza bir moral olmuştur diye düşünüyorum bu maç. Hafta içi Kozan Belediyespor’a 6-2 yenilen Adanaspor; o skora göre bugün bayaa iyiydi.

Adsız

Bugün tekrar anladım ki futbolda moral her şeyin üstünde geliyor. Yakalanan havayla her şey değişebiliyor. Geçen hafta ilk kez Tiago ile gol atan Adanaspor bu hafta kazandı. Bunun tek sebebi futbolcuların güveninin yerine gelmesidir diye düşünüyorum. Geçen maçta salakça birkaç hata olmasa maçı kazanabileceklerinin farkına vardılar ve bu hafta da bunu gösterdiler. Kahramanmaraş deplasmanına giden o kadar taraftarımıza ayrıca bir parantez açmak gerek. Deplasmandan çok ev sahibi gibi oynadık sayelerinde. Yalnız maç çıkışı stadda tutulmaları ve Maraşlıların taşlarına maruz kalmaları üzücü olmuş biraz. Kazasız belasız dönerler Adana’ya umarım.

Maça gelirsek Ergin golcü olduğunu göstermeye başladı. 3 golle hattrick yaparak golcü unvanını boşuna almadığını cümle aleme duyurdu. Talha tabii ki muhteşemdi. İlk golde topu çalışı ve ortası virtüözvariydi. Yeni transfer Marco’yu ilk kez izleme fırsatı bulduk. O da boş topçu olmadığını gösterdi. Orta sahada pozitif mücadele sergiledi. Pasları ve top çalmaları güzeldi. Takımın itici gücü oldu ilk yarı. Uzaktan şutlarla 4-5 gol atabileceğini düşünüyorum bu sezon.

Maçta beğenmediğim oyuncular ise her zamanki gibi artistik patinaj hareketleriyle tanıdığımız Bayram Akgül’ün üvey evladı kaleci Tolgahan ve defansta hatasıyla maçı tehlikeye atan gole sebep olan İzzet’ti.

Bu sene düşer miyiz diye herkes soruyor birbirine. Bence düşmeyiz tabii ki. Ama sürekli destek ve moral gerek. Bu sene çok ama çok genç takımla mücadele veriyoruz. Moral düzeyini yüksek tutmamız gerek. NŞA’da düşmeyiz ama ilk 6’ya girmemiz de zor gibi görünüyor. Ama neden olmasın çok mu iyimserim ne…

Cemaat takımlarının kollandığı, ekonomik ve sportif bakımdan her türlü desteklendiği şu kahpe ligde düşmeyelim yeter diyorum. Bunu 1 sene boyunca Adanaspor ismini liglerde duyamamış biri olarak söylüyorum. Tanrı o günleri tekrar göstermesin bize. Bir gün gelecek ve kollanmanın, şerefsizliklerin, ahlaksızlıkların cezası çekilecektir diye bir umudumuz var Adanasporlular olarak hala. Ah ulan kahpe Kasımpaşa ah diyor ve susuyorum.

Neyse çarşamba günü İstanbul Belediyespor ile olacak maçın yorumuyla tekrar burda olacağım. Esen kalın.

Summer Hits 2013

Bundan sonra belirli aralıklarla kendi Top 5-6 veya 10’umu buradan yayınlamaya karar vermiş bulunmaktayım.

Son 1 aylık dinleme oranlarıma göre My Top 6:

1- Ellie Goulding – Burn

2- Lana Del Rey – Summertime Sadness

3- Hurts – Miracle

4- Bengü – Yaralı

5- Lana Del Rey – Beautiful and young (The Great Gatsby Version)

6- Pink – Just Give me a Reason feat Nate Ruess

Olimpiyat yenilgisi, ODTÜ direnişi ve Ülkü Evleri

Başlıkta kullandığım tüm kelimeler Türkiye’nin şu anki hükümetinin tutumuyla alakalı.

Olimpiyatlardan elendik. Yani 2020 olimpiyatlarının düzenlenmesini kaybettik. Yoksa olimpiyatlarda hep kaybediyoruz o ayrı. Tokyo kazandı. Rihanna’nın Diamond’ına rağmen o kadar sıradan tanıtım filmleriyle olacak iş değildi zaten. Daha profesyonel bir şey beklerdim şahsen. Daha ülkendeki insanlar (kendimi kastediyorum) tanıtım filmini ve olimpiyat sloganıyla, maskotunu vs. bilmezken nasıl bir tanıtım ve göz boyamasıdır ki kaybedilen olimpiyatlardan Gezi olaylarına katılanlar sorumlu tutulup onlara neredeyse lanetler yağdırılıyor.

İşin tuhaf yanı savaş olayına bu kadar çanak tutan ve çok yakında halkı tarafından böylesi nefretle eleştirilen ve tüm dünya tarafından diktatörvari yönetim şeklini benimsediği tescillenmiş bir hükümet ve yöneticilerinin faturayı bu kesime yıkması daha enteresan.

Hadi yıkmaları neyse, her zaman yaptıkları şey, lakin; bu kadar patavatsızlık ta olmaz. İşlerine gelince %50’yi zor tutuyorum, işlerine gelince de küfürler, aşağılamalar, belden aşağı laflar. Üstelik çoğu da bunların bakanlardan geliyor. Birkaç örnek:

AKP Bakanı Suat Kılıç

Patavatsız melih gökçek olimpiyat çığırtkanı

Bu arada ODTÜ’ye girmek ve ODTÜ ormanlarını parçalamak isteyen hükümet ve O’nun 1 numaralı koruyucu ve kollayıcısı polisler tüm yurtta Gezi Olaylarının devamı niteliğindeki ODTÜ olaylarına çok sert müdahale ediyor. Bu millet tarihte hiçbir zaman bu şekilde zorlamalara boyun eğmedi. Şimdi de eğmeyecektir. Bu konuda hükümet ateşle oynuyor. Sürekli ben yaparım ben ederim, senden iyi bilirim demekle bu işin olmadığını olimpiyatı kaybedince anlamıştır AKP ve başbakanımız.

Şahsen şöyle bir geçen 12 yıla bakıyorum ülkem adına olumlu bir şey görmüyorum.

Ülkü Ocakları Ülkü Evleri

Son olarak ÜLKÜ EVLERİ Projesi’nden bahsedeyim. Ülkü Ocakları’nın son projesi olan ÜLKÜ EVLERİ Projesi’ni destekliyorum. Eskiden yurda yerleştirilemeyen gençlerimizin kalabileceği tek seçenek cemaat evleriydi ki buralarda Fethullah Gülen ve AKP propagandasının yapıldığını ve AKP’nin son 10 yıldaki başarısının buraların eseri olduğunu söylememe gerek yoktur umarım. Bu konuda iyi bir alternatif oluşturacağını düşünüyorum MHP’nin bu projesinin. Üstelik cemaat evleri gibi herşey gizli saklı olmayacak. Yasal ve ülkü ocaklarınca denetlenecekmiş. Umarım Türk Milleti’ni kurtaracak bozkurtlar yetişir buralardan.

Belkiler Güzeldir

Yazmayalı baya bi olmuş. Açıkçası yazmak gelmiyordu içimden. Nasıl gelsin ki? Adanaspor 3 haftadır kazanamıyor. Hayatımda en çok değer verdiğim insandan inanılmaz sözler işitiyorum. Ülkenin hali zaten ortada. Savaş çığırtkanlığı yapan bir hükûmetimiz var. Bunlara bir de benim bitmek bilmeyen tez çilem eklenince karamsar olan ruh halim iyice zifiri karanlığa büründü.

Kendimi denize attım belki bir çare olur diye. Yüzdüm de yüzdüm. Birkaç farklı sima gördüm. İnsanın yalnız olmadığını anlaması güzel de, başkalarının hikayesine de üzülmek olmuyor arkadaş. Bir haftalık tatilimle az da olsa kederleri kenara bıraktım derken işyerindeki koşuşturma başladı. Her tarafta, rüyalarımda dahi word’te düzenlemeler yapmaya başlar oldum. Neyse ki bunu da aşıyorum galiba.

Eskisi kadar her şeyi kafaya takmıyorum aslında ama bu sefer artan sorumluluklardan mıdır nedir daha çok yıpranmaya başladım sanki ya da bu yeni halim eski rutin işlerimi çok ağır buluyor.

Çoğu zaman kendimi birlikte olmak istediğim kişiyle hayal dünyasında buluyorum. Sonra o vicdansızın sözleri akla gelince başlıyor kalbim üstüne oturan filin ağırlığını çekmeye, gırtlağımda bişeyler düğümleniyor. Unutmak için kendimi ara sıra zararlı alışkanlıklara veriyorum…

Sonra dizidir, filmdir bir meşgale buluyorum anlık ta olsa beni bu dünyadan uzaklaştıracak. Bunlarda genelde olağanüstü olayları konu edinenleri seçiyorum genelde dünyevi duygulardan arınmak için. Lâkin Di Caprio’nun Gatsby’sindeki gibi o vicdansızlık, vurdumduymazlık, karşılıksız sevgi tekrar hatırlatıyor her şeyi. İstesem de istemesem de bir şekilde aynı sonuca varıyorum.

Ben yine dizi izlemeye devam edeyim iyisi mi… True Blood’a akayım.

Ara ara da gireyim buraya bikaç başlık ekleyeyim.

Umudu elden bırakmayayım… Belkiler güzeldir…